AD KOYMA
>> 1 Ocak 2009 Perşembe
Yeni doğan çocuğa veya sonradan Müslüman olan kimseye isim koymak. Varlıkları belirtmek, şahısları
diğerlerinden ayırmak için kullanılan kelimelere ad (isim) denmiştir.
Allahü teala, yeryüzünde yarattığı ilk insan ve ilk peygamber olan Adem aleyhisselama her şeyin ismini
ve faydasını bildirdiğini Kur’an-ı kerimde haber verdi. Mealen; “Allah, Adem’e bütün isimleri
öğretti.” buyurdu (Bekara suresi : 31).
Tarihin her devrinde insanlar inanç ve adetlerine göre isimler kullandılar. Türklerin İslamiyeti
kabulünden önceki isimleri, çocukluk ve gençlik dönemlerinde olmak üzere iki dönemde verilirdi.
Doğumun hemen ardından çocuğa ad verilmez, bir yaşından sonra adetlerine göre büyük şölenler
yapılır, oradaki en yaşlıları tarafından ad konurdu. Esas isim, gençlik çağında gösterilen bir
kahramanlıktan sonra verilirdi.
İslamiyetten önce Araplarda herkes için adından başka bir de ilk erkek çocuğuna bağlı olarak baba
olduğunu belirten bir künye verilirdi. Daha sonra kimin çocuğu olduğunu belirten neseb, doğum yerini
gösteren nisbet, bir de o şahsın daha iyi tanınmasını sağlayan lakabı olurdu.
İslam dininde çocuğa, doğumu müteakip yedinci gün ad koymak müstehabtır. Doğduktan sonra hemen
ölen çocuk; yıkanır, cenaze namazı kılınır ve ismi konur. Ad koymak, çocuğun babası üzerindeki
haklarından biri olarak kabul edilmiştir. Çocuğa ad seçme ve ad koyma hakkı babaya aittir. Babası
vefat etmiş ise bu hakkı anne kullanır. Peygamber efendimizin “Muhammed” adını dedesi
Abdülmuttalib koydu.
Çocuğa ad koyarken yapılacak merasimde çocuğun babası, dedesi veya en yaşlı, ilmi en çok olan
çocuğu kucağına alır, abdestli olarak kıbleye döner ve ayakta sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet
(ikamet) okur. Üç kere kulaklarına seslenerek koydukları adı söylerler ve böylece isim konmuş olur.
Ardından şerbetler ikram edilir, tatlılar yenilir ve merasim sona erer.
Ad seçme hususunda İslam alimleri bazı hükümler koymuşlardır. Hem söylenişi, hem de manası güzel
isimleri koymak müstehabtır. Çocuğa konulacak isimlerin en kıymetlileri olarak; Abdullah,
Abdurrahman, Muhammed, Ahmed ve İbrahim isimleri bildirilmiştir. Bunlar, Allahü tealanın sevdiklerini
hatırlatan isimlerdir.
Türkler, bilhassa Osmanlılar, Peygamber efendimize karşı duydukları derin saygı ve hürmet sebebiyle
Muhammed ismini koymakla beraber bu ism-i şerifi söylerken hürmetsizlik olabilir endişesiyle Mehmed
şeklinde söylemeyi uygun görmüşlerdir.
İslam adabına uymayan isimler kullanmak mekruhtur. Zira Peygamber efendimiz çirkin isimleri
değiştirirdi. İsyankar manasına gelen “Asiye” ismini Cemile olarak değiştirmiştir.
İsim koyma ile ilgili hadis-i şeriflerde buyruldu ki:
Siz kıyamet gününde hem kendi adınızla, hem de babalarınızın adı ile çağrılırsınız. Bunun için
kendinize güzel adlar koyun.
Kötü isim alan bunu güzel isme çevirsin.
0 yorum:
Yorum Gönder