ADALETNAME

>> 1 Ocak 2009 Perşembe


Padişah veya halifelerin; kanunları uygulamayan ve görevlerini kötüye kullanan devlet adamlarını
uyarmak veya tahta çıktıkları zaman devleti adaletle idare edeceklerini bildirmek için yayınladıkları
yazılı emir. Adalet hükmü.
Hüsn-i niyet sahibi hükümdarların İslamiyetten önceki devirlerde, adaletname türünden belgeler veya
sözlü ifadelerle, idare ettikleri toplumları zulümden korumaya çalıştıkları görülmektedir. Resulullah
efendimiz de, kendisine nazil olan Kur'an-ı kerimle ve hadis-i şerifleriyle insanlara zulmetmemeyi, adil
davranmayı emir buyururlardı. Dini alem-şumul olduğu gibi, getirdikleri ve söyledikleri de bütün
insanları içine alırdı. Veda hutbesi bu hususta bir örnek olarak söylenebilir. Hülefa-i Raşidin'in de, bu
yolda güzel sözleri söyledikleri ve yazılı belgeleri verdikleri bilinmektedir. Ayrıca adaleti te'min etmek
ve idare ettikleri insanların durumlarından haberdar olmak için, onlara kapılarını daima açık tuttukları
da bilinen diğer bir husustur. Halktan herhangi bir kimse, istediği zaman halifenin huzuruna çıkıp
bizzat halifenin yaptığı bir işten veya diğer idarecilerden şikayetçi olabilir, hakkını rahatlıkla
isteyebilirdi. Bu geleneğin devamı olarak sonraki devirlerde hükümdarlar, "Divan-ı Mezalim", "Divan-ı
Adl", "Divan-ı Ala" gibi isimlerle mahkemeler kurarlar, bizzat kendileri halkın şikayetçilerini dinlerler ve
gerekli tedbirleri alırlardı. Bu şekilde divan tertibine Halife Mehdi ile Nureddin Zengi'nin çok riayetkar
olduğu bilinmektedir. Selçuklu sultanları ve diğer Türk sultanları da, adalet divanları teşkil edip
tebealarının daha huzurlu bir hayat sürmesi için gayret gösterirlerdi.
Bütün güzel adet ve gelenekleri, en güzel şekliyle alıp uygulamakla tanınan Osmanlı hükümdarları da,
insanları rahat bir ortamda huzur içinde yaşatmak gayretinde idiler. Devlet merkezindeki halkın
durumunu yakından takibeden Osmanlı sultanları, ülke büyüyüp merkezden uzak yerlerde karışıklık ve
yer yer haksız davranışlar görülmeye başlayınca, ilgili yerlerin idarecilerine adaletname adı verilen
yazılı belgeler göndermeye başladılar.
Adaletnameler, üç bölüm halinde hazırlanırdı. Birinci bölümde; şikayetler sıralanır ve belgenin gayesi
belirtilir. İkinci bölümde; şikayetlerin değerlendirilmesi neticesinde yasaklanan veya serbest bırakılan
hareketler zikredilirdi. Üçüncü bölümde ise, emirlerin tatbik edilmemesi neticesinde verilecek cezalar
yazılırdı.
Adaletnameler, kadılar tarafından şer'iyye sicillerine işlenirdi ve isteyen herkese ücretsiz bir nüsha
verildiği gibi, harkesin dinleyebileceği bir meydanda okunması mecburi idi. Adaletnamelerde
beylerbeyi, sancakbeyi, kadı gibi idarecilere, kimseye zulmetmemeleri ve zulmettirmemeleri
emredilirdi. Ayrıca adaletnamelerde belirtilen hükümlerin uygulanıp uygulanmadığı, merkezden
gönderilen müfettişler vasıtasıyla gizlice teftiş edilirdi.
Osmanlılarda bilinen ilk adaletname, Yavuz Sultan Selim Han devrinde Eflaklar için yayınlandı. Daha
sonraları buhran büyüyüp anarşi arttıkça adaletname sayısı da arttı. Çıkarılan adaletnamelerde
idareciler kontrol altında tutulmaya müslim-gayri müslim ayırmaksızın tebeaya huzurlu bir ortam
sağlamaya çalışıldı.
Osmanlı adaletnamelerinin yayınlanmasına sebeb olan şeylerden bazıları şunlardır:
1. Vergi yolsuzlukları ve vergi olarak toplanan malların halka zorla uzak mesafelere kadar
taşıttırılması, 2. Kadı naiblerinin sık sık teftişe çıkıp halkı rahatsız etmeleri, 3. Muhtelif devlet
memurlarının; suçlulardan, kadılardan izinsiz cerime almaları, 4.Bid'atlerin yani sonradan ortaya çıkıp,
halkın dinine, itikadına uymayan şeylerin ve hurafelerin yaygınlaşması, 5.Memurlukların yakınlarına
verilmesi veya fahiş fiyatlarla satış yapılması, 6. Rüşvet, 7.Timarlı sipahiler, beylerbeyiler, sancak
beyleri, mütesellimler, subaşılar, kethüdalar, kadılar, naibler, kassamlar, amiller, muhassıllar ve
mübaşirler gibi memurların halktan, ücretsiz yem ve gıda maddeleri almaları.
1516 senesinde yayınlanan Eflaklar (Karadağ-Romanya bölgesi sakinleri) adaletnamesinde
yasaklanan suistimaller ve bid'atler sırasıyla şunlardır:
1. Semendire sancağını yazmış olan eminler tarafından yeni deftere sancak beyi için harman vaktinde
her köyden belli mikdarda arpa, buğday tayin edilmiştir. Bunun dışında hiç kimse halktan fazla bir şey
istemeyecektir. Bal, yağ, koyun, kepenek gibi şeyler almayacaklar, kadılar da bunları önleyeceklerdir.
Fakat paraları ile almak isterlerse reaya ve Eflaklar da satmaktan çekinmeyeceklerdir.
2.Kanuna göre elli evden bir kişi olarak alınan hizmetçiye gelince, beyler daha çok hizmetkar
istemekte ve daha uzun zaman hizmette tutmağa çalışmaktadırlar. Yahut sancak beyi hizmetkar
yerine bazan para almak istermiş. Bu da yasak edilmiştir. Kanuna göre işlem yapılacaktır.
3.Padişah kapısına mahpus göndermek veya sair devlet hizmetleri için davar ve adam gerekirse
lüzumu kadar alınacak, bu bahane ile fazla davar çıkarmak veya karşılığında para istemek gibi yollara
gidilmeyecektir. Sancak beyinin, kendi hizmeti için davar ve adam istemesi yasaktır.
4. Eflakların hane başına ödedikleri flori resmini toplamak için gidenler, her yerin kadısı ile birlikte bu
resmi toplayacaklar ve kendileri için hane başına sadece bir akçe florici, bir akçe katibi alacaktır.
Ayrıca, bahşiş ve başka adlar altında, hiçbir şey istemeyeceklerdir.
5. Eflaklar, sancak beyine ev yapmak mecburiyetinde değillerdir. Ancak voyvoda için her nahiyede
belli bir yerde nahiye halkı bir ev yapar ve tamirine bakar. Her gelen voyvoda orada oturur.
6.Voyvoda, halktan istediğini parası ile ala. Para cezası veya siyaset cezaları hususunda kadının izni
olmadan kendiliğinden hareket etmeye ve reayayı tutuklamaya. Voyvodalar zorla ot, arpa, saman ve
tavuk almayalar.
7. Eflakların çayırlarına, bahçelerine, tahıllarına ve terekelerine ve otlaklarına, sancak beyi ve adamları
at salıverip zarar verdirmeyeceklerdir. Seyislerin reayadan yem ve yiyecek almasına müsade
etmeyecektir.
8. Domuzlar bir kimsenin tımarında otlamıyorsa, otlak hakkı alınamaz.
9. Yeni gelen voyvodanın, primi (köy kethüdaları) birer karın yağ, birer kebe (kepenek) alması da
yasaklanmıştır.
10. Muharebe zamanında sancak beyleri voyvodaları ve subaşıları, knezler. (nahiye kethüdaları) ve
primikurlar, Eflakların zorla atlarını, silahlarını alıyorlarmış. Bu da men edilmiştir.
11. Hıristiyan köylerinde oturan Müslümanlardan hıristiyanlara zarar gelmiyorsa yerinde kalabilirler.
Aksi halde yerlerinden göçürülecek. Müslümanlar bir arada oturacaklardır.
12. Bu adaletname ile eski Despot Kanunu da kaldırılmıştır. (Despot Kanunu, bazı davaları Eflakların
kendi aralarında hal etmeleridir. Bu adaletname ile her türlü ihtilafın kadı ve sancak beyi marifetiyle
halledilmesi emredilmektedir).

0 yorum:

  © Blogger templates Romantico by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP