ABİSEL HAYVANLAR
>> 1 Ocak 2009 Perşembe
Alm. Tiefseetiere, Fr. Animaux des grands fonds, İng. Abysal animals. Suların karanlık derinliklerinde
yaşayan hayvanlar. Derinlik hayvanları olarak da bilinirler.
Güneş ışığı denizlerde ancak 200-300 metre derinliğe kadar ulaşır. Dolayısıyla bunun altındaki ışıksız
bölgelerde hiçbir yeşil bitki yaşamaz. Fotosentezle besin üreten bitkiler olmayınca, canlı hayatın var
olamayacağı zannedilir. Zira canlı varlıkların hayatlarını devam ettirebilmeleri için, gıda üreten bitkilere
ihtiyaç vardır. Bugün kesin olarak bilinen; gıda üreten bitkilerin ancak ışıklı tabakalarda yetiştiğidir.
Okyanuslarda böyle olduğu gibi, derin göllerde de durum aynıdır.
Eskiden derin deniz diplerinde ve göllerde hayatın mevcut olmadığı sanılırdı. Ancak bugün durumun
hiç de böyle olmadığı bilinmektedir. Derinliklerde ve diplerde çeşitli hayvan türleri hayat sürmektedir.
Bunlar çoğunlukla çöpçü cinsler olup, gıdalarını suların üst tabakalarından dibe çöken bitki ve hayvan
artıklarından temin ederler. Bitki ve hayvan ölüleri, suların ışıklı tabakalarından karanlık diplere doğru
çökerler. Bu çöküş sırasında saldırıya uğrayıp yenilmeyen her şey deniz dibine ulaşır. Dipler, sürekli
bir gıda yağmuru altındadır. Ayrıca suların üst kısımlarında yaşayan bazı balıklar, kendilerine yem
aramak için derinlere inerler. Bu arada derinlik balıklarına yem olurlar. Diplerdeki çürükçül bakteriler
de, ölü organizmaları parçalıyarak imha eder, geriye bir şey bırakmazlar. Zamanımızda geliştirilen
denizaltı araştırma cihazları ile bilim adamları okyanusların derinliklerine inerek, bir çok film ve resim
çektiler. Derinlerdeki hayat sırlarını çözmeye başladılar. Bu cihazlardan biri, 1930’da William Beebe
tarafından yapılan “Bathysphere” adlı su altı araştırma cihazıdır. Beebe, bununla 900 metreden daha
derinlere indi. Auguste Piccard, 6 milden daha derine inen bir araştırma denizaltısı yaptı. 1963
senesinde Fransız Müslüman Jacgues-Yues Cousteau ve ekibi tarafından denizaltında önemli
araştırmalar yapıldı. Kızıldeniz’de Roman bölgesi resifinde “Starfish House” isimli bir denizaltı
hücresinde bir ay müddetle hiç deniz yüzeyine çıkmaksızın ekibiyle beraber çalıştı.
Su içindeki basınç, derinlikle doğru orantılı olarak artar ve bir noktadaki basınç her yönde aynı olur.
Canlıların iç basıncının ayarlı bir şekilde bu dış basıncı dengelemesi, onları yaratan Allahü tealanın
büyüklüğünü gösteren ibret verici bir olaydır. Çok derinlerde su basıncı tonlarca olmasına rağmen,
burada yaşayan balıklar buna uyum sağlarlar. Eğer aniden su yüzüne çıkartılacak olurlarsa, infilak
ederler.
Abisel hayvanların bir kısmı “sabit dip hayvanları” olup, suların diplerinde herhangi bir yere bağlı olarak
yaşarlar. Bazıları ise “serbest dip hayvanları” olduğundan, diplerdeki kum ve çamurlarda sürünerek
hareket ederler.
Bazı solucanlar, karındanbacaklılar, yassı solungaçlılar, bazı kabuklular, derisi dikenlilerden deniz
kestanesi, deniz yıldızı, yılan yıldızı ve deniz hıyarları serbest dip hayvanlarına örnektir. Süngerler,
mercanlar, borulu solucanlar, bazı yumuşakçalar, deniz laleleri ve tulumlular da sabit dip
hayvanlarındandır.
Her hayvan çeşidi, kendine has bir derinlikte yaşar. Derinliklerin daimi karanlıklarında; deniz
mercanları, mürekkep balıkları, ışık organlarına sahip balıklar, yakamoz olayına sebep olan küçük
canlılar ve en diplerde çürükçül bakterilere rastlamak mümkündür. Derinlerde gözleri aşırı derecede
gelişmiş hayvanlar olduğu gibi, gözleri görmeyen hayvan adedi de hayli kabarıktır. Görme eksikliği
veya yokluğu başka duyuların gelişmesiyle giderilir. Bu tip balık ve hayvanlarda hassas duygu
kollarına rastlanır. Derinlerde yaşayan balıkların organları yaşadıkları çevreye uygun olarak
yaratılmıştır. Dişleri sivri ve uzundur. Bazı çeşitleri ise kendilerine has ışık yayarlar. “Fotofar” da
denilen ışık organları birer bez olup, “Lüsiferin” ve “Lüsiferas” maddelerini salgılarlar. Bunlar ışık
üretirler. Buna “Fosforışı” denir. Bu balıklar “etobur” olup birbirini yerler. Deniz ejderleri böyledir.
Bazıları aşağı tabakalarda rastgele yüzen balıkları avlarlar. Fener balığı, başının üzerindeki ışık
organını bir olta gibi kullanarak küçük balıkları aldatarak avlar. Bir kısmı ise yukarıdan aşağıya çöken
ölü balıkları yer. Derin deniz diplerinin daimi karanlıklarında ışıldayan mürekkep balıkları da mevcuttur.
Işık üreten organları fener görevi yaparlar. Denizin koyu karanlıkların da ışık organlarının parıltısı,
ışıklandırılmış bir denizaltı şehrini andırır.
0 yorum:
Yorum Gönder